Direnişten Aydınlığa Uzanan Yolculuk
Tarih boyunca kadının sesi, görmezden gelinen bir fısıltı mıydı, yoksa kulakları sağır eden bir haykırış mı? Kimi zaman toplumun ruhunu şekillendiren bir güç, kimi zamansa susturulmaya çalışılan bir isyan oldu.
Orta Çağ’da, Avrupa’da cadı avlarının gölgesi düştü kadınların üzerine. Güçlü ve bağımsız düşünen kadınlar, toplumun korkusu haline geldi. Bilgiye sahip olan, iyileştiren, özgürce yaşayan her kadın cadı ilan edilip yakıldı. Yüz binlerce kadın, sadece bilinçli olduğu için korkulara kurban edildi. Ama ateşin yaktığı her bedenden bir isyan kıvılcımı doğdu. Kadınlar ne sessiz kaldı, ne de geri çekildi. Kimi zaman elinde bir meşale, kimi zaman kalemiyle, kimi zaman sokaklarda yürüyerek, eşitlik ve özgürlük için mücadele etti.
Kadının mücadelesi, yalnızca bir günü değil, yüzyılları kapsayan bir direnişin hikâyesidir.
1857 yılında, New York’taki bir tekstil fabrikasında çalışan yüzlerce kadın, uzun çalışma saatlerine, düşük ücrete ve kötü çalışma koşullarına karşı ilk büyük kadın işçi grevini başlattı. Ancak bu isyan, hızla polis müdahalesiyle bastırıldı. Talepler duyulmadı, haklar tanınmadı.
Yıllar geçti…
Ve 25 Mart 1911’de, New York’ta Triangle Gömlek Fabrikası’nda korkunç bir yangın çıktı. Çalışan 146 işçi – çoğu kadın – fabrika sahipleri tarafından kilitlenmiş çıkış kapıları nedeniyle içeride mahsur kaldı ve yanarak can verdi.
Bu trajedi, kadın işçilerin hakları için verdikleri mücadelenin sembolü hâline geldi. Yangından kurtulmayı başaranlar, arkadaşlarının anısını yaşatmak için örgütlenmeye başladı. Kadınlar artık sadece ekmek değil, aynı zamanda özgürlük istiyordu.
Ve 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Kongresi’nde Clara Zetkin öncülüğünde, 8 Mart, “Dünya Kadınlar Günü” olarak ilan edildi.
8 Mart bir kutlama değil, bir anmadır.
Kadınların tarihin her döneminde yükselttiği bir çığlıktır.
Türk kadını bu mücadelenin neresinde?
Tozlu tarih sayfalarını araladığımızda, Türk kadınının ilk adımlarını özgür bozkırlarda attığını görürüz. Kadın, sadece bir eş ya da anne değil, devletin ve ocağın eşit sahibiydi. Hatunlar, hakanla birlikte kurultayda söz sahibiydi. Alp kadınlar, at üstünde kılıç kuşanır, orduya komuta ederdi. Destanlarda, kadın kahramanların adları erkeklerle yan yana anılırdı.
Tomris Hatun, Milattan önce 6. yüzyılda Pers Kralı Kiros’u mağlup eden ilk kadın hükümdarlardan biri olarak tarihe geçti. Bilge Hatunlar, devlet yönetiminde erkeklerle eşit söz hakkına sahipti. Şaman kadınlar, toplumun ruhani liderleri arasındaydı.
O dönemde Türk kadını, ne erkeğinin gölgesindeydi, ne de bir köşeye çekilmişti. O, hayatın ve yönetimin tam ortasındaydı.
Ama zaman değişti…
Toplumlar yerleşik hayata geçti, yeni kurallar koyuldu, farklı kültürler benimsendi. Kadın, artık gökyüzünün sonsuz maviliğine değil, yüksek duvarların ardına bakıyordu. Göçebe yaşamda hızlı ve güçlü olan kadın, yerleşik düzende sessiz ve “itaatkâr” olması gereken bir figüre dönüştü.
Bir zamanlar kurultaylarda söz sahibi olan, orduya komuta eden kadınlar, zamanla sadece bir hanenin içinde var olmaya mahkûm edildi. Kimileri bunun bir düzen gereği olduğunu söyledi, kimileri ise kadın fıtratının değiştiğini…
Ama asıl değişen kadın değildi, ona biçilen rollerdi.
Özgür bozkırlardan gelen kadın ruhu, artık evlerin içinde sessizleşiyor, hanedan odalarında fısıldıyor, perde arkasından yönlendirmeye çalışıyordu.
“Kadın, toplumun gözünden uzak olmalı” fikri kök saldı.
Öyle ya…
Bir zamanlar devleti yöneten kadınlar, artık sadece perde arkasında etki eden gölgeler haline gelmişti. Toplum, bu yeni düzene o kadar alıştı ki, bu hep böyleymiş gibi anlatıldı.
Ama bir soru asılı kaldı zihinlerde:
Kadın mı değişti, yoksa ona reva görülen rol mü değiştirildi?
600 yıldan fazla süren Osmanlı döneminde sarayın duvarları ardında güçlü kadınlar vardı, ancak padişahların haremi dışında güçlü Türk kadınlarına pek rastlanmadı.
Osmanlı’nın son dönemine geldiğimizde, toplumun değişmeye başladığını, kadınların yeniden sesini yükseltmeye çalıştığını görüyoruz. Osmanlı’nın son asrında, yeniden öne çıkan, kalemiyle, sanatıyla, mücadelesiyle var olan kadınlar belirdi:
- Leyla Saz (1850-1936): Osmanlı’nın son döneminde yetişmiş önemli bir besteci, şair ve yazar.
- Fatma Aliye Hanım (1862-1936): Osmanlı’nın ilk kadın romancısı, kadın hakları aktivisti.
- Emine Semiye (1864-1944): Osmanlı’nın son döneminde sosyolog, yazar ve eğitimci olarak kadın haklarını savunan bir figür.
- Makbule Leman (1865-1898): İlk Osmanlı kadın ressamlarından. Avrupa’da sanat eğitimi alan ve eserleri sergilenen ilk Türk kadınlarından.
- Halide Edip Adıvar (1884-1964): Yazar, akademisyen, siyasetçi ve Milli Mücadele kahramanı.
- Hayriye Melek Hunç (1887-1963): Osmanlı’da kadın hakları konusunda yazılar yazan ilk gazetecilerden biri. Kadınların eğitimi ve toplumsal yaşama katılımı üzerine çalıştı.
- Nezihe Muhiddin (1889-1958): Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadın hakları savunucusu, gazeteci, yazar ve Türk Kadınlar Birliği‘nin kurucusu.
Osmanlı’nın son döneminde kadın, yeniden ışığa çıkmaya çalışıyordu.
Ama bu mücadele, hâlâ tamamlanmamıştı. Bir devrim gerekiyordu. Bir yeniden doğuş…
Ve o doğuş Cumhuriyet ile gelecekti.
Kahramanlık ve Devrimin Öncüsü; Cumhuriyet Kadını
Milli Mücadelede Türk Kadını Vatanı İçin Ayağa Kalktı
Kurtuluş Savaşı, sadece erkeklerin değil, kadınların da savaşıydı. Cephede, cephe gerisinde, istihbaratta, lojistikte… Türk kadını, vatanı için silah kuşandı, cepheye mermi taşıdı, istihbarat sağladı.
Cephede savaşan kadın kahramanlar:
- Kara Fatma (Fatma Seher Erden): Bizzat savaşa katılan ve kendi müfrezesini yöneten kadın kahramanlardan biri. Türk ordusunda resmî rütbe almış ilk kadın subaylardan biri oldu.
- Halime Çavuş: Kadın olduğu bilinirse cepheye alınmazdı. Erkek gibi giyinip savaşan bir kahramandı.
- Tayyar Rahmiye: Adana’da düşman birliklerine karşı son mermisine kadar direndi ve şehit oldu.
- Gördesli Makbule: Henüz 22 yaşındayken Yunan birliklerine karşı çarpışarak hayatını kaybetti.
- Çete Ayşe: Aydın’ın Kadın Kahramanı. Gerçek adı Ayşe Çavuş olup, Aydın, Nazilli ve çevresindeki çete birliklerinde aktif olarak kahramanca mücadele eden cesur bir Türk kadını.
Cephane taşıyan, istihbarat sağlayan, vatanı için savaşan kadınlar:
- Şerife Bacı: Donarak ölme pahasına cephaneleri cepheye taşıdı.Onun mücadelesi, Türk kadının fedakârlığının en büyük simgelerinden biri oldu.
- Halide Edip Adıvar: Sadece bir yazar değil, aynı zamanda miting meydanlarının cesur sesi oldu. İstanbul’un işgaline karşı halkı harekete geçiren en önemli isimlerden biriydi.
- Binlerce isimsiz kadın, mermi taşıdı, yaralıları tedavi etti, gizli haberleşmelerde görev aldı.
Kurtuluş Savaşı’nda Türk kadını, yalnızca “yardım eden” değil, bizzat “kahramanlar” taraftaydı.
Yeri gelmişken; ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözlerini de hatırlatmak isterim:
“Bir toplum, kadınlarını geri bırakırsa, o toplum geride kalmaya mahkûmdur.”
“Kadınlarını okutmayan milletler, yok olmaya mahkûmdur.”
Cumhuriyet ile Kadın Hakları Devrimi Dünyaya Örnek Oldu
Cumhuriyet, kadın için sadece bir rejim değişikliği değil, yeniden doğuştu.
- Atatürk, kadını Cumhuriyet’in temel taşlarından biri yaptı.
- Kadın, artık “devletin ve toplumun öznesi” haline gelmeliydi.
- Ve dünyayı şaşırtan bir hızla, Türk kadını haklarını aldı.
1926 – Medeni Kanun ile kadınlar erkeklerle eşit yurttaş oldu.
1930 – Belediye seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi.
1934 – Türk kadını, milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandı.
Türkiye, kadınlara seçme ve seçilme hakkını en erken tanıyan ülkelerden biri oldu.
Türk kadını; Fransa’dan (1944), İtalya’dan (1946) ve İsviçre’den (1971) önce, 1934’te bu haklara sahip oldu.
1935’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 17 kadın milletvekili girdi.
Kadın artık toplumun bir parçası değil, toplumu yönetenlerden biri haline geliyordu.
Cumhuriyet Tarihinde Öncü Kadınlar
Cumhuriyet, kadınlara sadece “eşit haklar” vermekle kalmadı. Onları bilim’de, sanat’ta, spor’da, siyaset’te ve pek çok alanda da öncü yaptı.İşte Cumhuriyet’in yetiştirdiği ve tarihe damga vuran kadınlar:
Havacılık ve Bilim:
- Sabiha Gökçen (1913-2001): Dünyanın ilk kadın savaş pilotu.
- Remziye Hisar (1902-1992): Türkiye’nin ilk kadın kimyacısı. Sorbonne Üniversitesi’nde eğitim aldı.
- Nüzhet Gökdoğan (1910-2003): Türkiye’nin ilk kadın astronomu.
Edebiyat ve Sanat:
- Halide Edip Adıvar (1884-1964): “Ateşten Gömlek” ve “Sinekli Bakkal” gibi eserleriyle tanındı.
- Afife Jale (1902-1941): Sahneye çıkan ilk Müslüman Türk kadını.
- Semiha Berksoy (1910-2004): İlk Türk opera sanatçısı.
- İdil Biret (1941-…): Dünyaca ünlü piyanist. Küçük yaşta üstün yetenekli çocuk olarak devlet bursuyla Paris Konservatuvarı’nda eğitim aldı.
- Suna Kan (1936-2023): Türkiye’nin en önemli keman virtüözlerinden.
- Yıldız Kenter (1928-2019): Türk tiyatrosunun duayeni, devlet sanatçısı.
Siyaset ve Hukuk:
- Süreyya Ağaoğlu (1903-1989): Türkiye’nin ilk kadın avukatı. Kadın hakları üzerine çalıştı.
- Müfide İlhan (1911-1996): Türkiye’nin ilk kadın belediye başkanı.
- Türkan Akyol (1928-2017): Türkiye’nin ilk kadın bakanı.
- Tülay Tuğcu (1942-…): Anayasa Mahkemesi’nin ilk kadın başkanı.
- Tansu Çiller (1946-…): Türkiye’nin ilk ve tek kadın başbakanı (1993-1996).
- Gönül Saray Alphan (1946-…): Türkiye’nin ilk kadın başsavcısı.
Sağlık ve Tıp:
- Safiye Ali (1891-1952): Türkiye’nin ilk kadın doktoru.
- Gönül Bingöl: Türkiye’nin ilk kadın cerrahlarından.
- Canan Dağdeviren (1985-…): Harvard Üniversitesi’nde giyilebilir kalp pilini icat eden bilim insanı.
Spor:
- Lale Orta (1959-…): Türkiye’nin ilk kadın futbol hakemi.
- Nida Senkal Uslu: Türkiye’nin ilk milli kadın yüzücüsü.
Farklı Alanlarda Öncü Kadınlar:
- Jale İnan (1914-2001): Türkiye’nin ilk kadın arkeoloğu. Side ve Perge antik kentlerinin kazı çalışmalarında önemli rol oynadı.
- Muazzez İlmiye Çığ (1914-2023) – Türk Tarihine Işık Tutan Kadın. Türkiye’nin ilk kadın Sümerologlarından. Mezopotamya uygarlıkları üzerine yaptığı çalışmalarla dünya çapında tanınmıştır.
- Mübeccel Göktuna (1915-2004): Türkiye’nin ilk kadın veteriner hekimi.
- Bahriye Üçok (1919-1990): İlk kadın ilahiyat profesörü.
- Dilhan Eryurt (1926-2012): NASA‘da çalışan ilk Türk kadın astrofizikçi.
- Leman Bozkurt Altınçekiç (1932-2001): Türkiye’nin ilk kadın jet pilotu.
Cumhuriyet, Türk kadınına sadece haklarını vermedi. Onu sahneye çıkardı, eline kalem, dümen, direksiyon, stetoskop, diploma ve madalya verdi.
Cumhuriyet Kadını Geleceğe Yürüyor
Kurtuluş Savaşı’nda silah taşıyan, Cumhuriyet’te seçme ve seçilme hakkı kazanan, bilimde, sanatta, sporda öncü olan Türk kadını…
Ama yol daha tamamlanmadı.
Bugün bile, ekonomide, siyasette ve eğitimde kadınların önüne görünmez duvarlar örülmeye devam ediyor. Bazı zihinlerde ‘kadın şunu yapamaz‘ algısı, yıkılması gereken bir duvar gibi halâ duruyor.
Ama unutulmaması gereken bir şey var:
- Türk kadını, tarihin her döneminde güçlüydü.
- Kimse ona özgürlüğü bahşetmedi, o kendi özgürlüğünü kazandı.
- Bunu hatırladığı sürece, kimse onu perde arkasına itemez.
“Cennet annelerin ayakları altındadır.”
“Kadınlar hususunda Allah’tan korkunuz. Çünkü siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız.”
Hz. Muhammed Mustafa S.A:V.
“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”
Mustafa Kemal Atatürk.
“Ey Türk kadını, sen zaten güçlüydün! Unutma… ve geleceği sen şekillendir!”
Mustafa Haluk Saran – 8 Mart 2025

Kalemine sağlık
👍 Lepra ile mücadelesi ve çydd çalışmalarından dolayı dr Türkan Saylan da yer verilebilirdi.
Çok güzel bir nokta, teşekkür ederim!
Dr. Türkan Saylan gibi birçok değerli kadınımızın da elbette bu mücadelede önemli katkıları oldu. Açıkçası, yazıyı hazırlarken isimleri seçmek yazının en zor kısımlardan biriydi. O kadar çok öncü kadın var ki, hepsine yer vermek mümkün olmadı. Ancak bu, onların değerini asla azaltmaz.
Belki de ilerleyen zamanlarda ‘Cumhuriyet Kadınları’ başlıklı ayrı bir yazıyla, Türkan Saylan gibi ilham veren isimlere daha geniş yer ayırabilirim. Senin gibi duyarlı dostların katkılarıyla bu listeyi daha da zenginleştirmek harika olur.
Önerin için tekrar teşekkürler İsmail.
Mustafa bey, müthiş bir araştırma, akıcı ve anlaşılır üslup ile süper bir yazı. Kaleminize sağlık.
Çok teşekkür ederim . Çok güzel özetlenmiş Kadın güçlü olduğu kadar tehlikeli de bir varlıktır. Hem akıllı başarılı hem de fetvazlıkta da erkekleri yolda bırakır Tabı çok takdire şayan kadınlarımız var. Mesela ilklerden biri olan ilk kadın valımız Lale Aytaman galiba Muğla valisi olarak Özal tarafından atanan. Bir de çığır açan çağdaş kız öğrenci yetiştırmekte öncülük yapıp bu uğurda ÇYDD kurucu ve cüzzamın tedavisini yapıp onu ölümcül hastalık olmaktan çıkaran yüz akımız, Unutulmaz bir öncü kadın Türkan Saylan’ın da anılması yerınde olurdu dıye düşünüyorum. Çok teşekkürlerımle sevgi ve selamlarımla.
İsmail Kolsuz arkadaşım da aynı yorumu yapmış.
Cevabım sizin yorumunuza da cevap veriyor.
Kaleminize sağlık keyifle okudum