
Pamuk
Piyer Loti Kahvesi – İstanbul
Piyer Loti Kahvesi’nde otururken yanımıza gelmişti. Bembeyaz tüyleri, iki ayrı renkle bakan gözleriyle insanı hemen kendine çeken, dayanılmaz bir güzelliği vardı. Ama yaklaşınca anlaşılıyordu; kendine dokundurmayan, mesafesini koruyan, güvenle korku arasında kalmış bir kedi o.
Kahveciye, “Bu kediyi alabilir miyiz?” diye sorduk. Gülümseyerek, “Alın, alabilirseniz” dedi. Denedik, alamadık. Ellerimiz kedi tırmıklarıyla kırmızı kırmızı, yol yol çizilmiş vaziyette.
O ise yalnızca kendini savunuyordu.
Kim bilir, belki bir zamanlar bir heves eve alınmış, sonra o heves bitince yeniden sokağa salınmıştı. İnsan bazen bir canlının o dayanılmaz güzelliğine kapılır ama onun sorumluluğunu taşıyacak yapıda değildir. Pamuk’un hırçınlığı bana kızgınlıktan çok, insana güvenini yitirmiş bir canlının sessiz savunması gibi geldi.
Bu fotoğraf, onun güzelliğinden çok mesafesini anlatıyor. Ve biraz da, insanın düşüncesizliğinin bir hayvanın bakışında nasıl iz bırakabildiğini.
