KFS0146


Bir Ankara akşamıydı. İş çıkışı otobüse binmiş, eve dönüyordum. Dışarıda yağmur, içeride camın arkasından izlenen karman çorman bir şehir hâli… Farlar, tabelalar, kırmızı beyaz ışıklar, telaşla akan araçlar… Her şey biraz flu, biraz dağınık, biraz büyülü.

Yağmur cama vurdukça dışarıdaki şehir sanki çözülüp suya karışıyordu. Neyin nerede başladığı, hangi ışığın hangi araca ait olduğu, yolun mu aktığı yoksa gecenin mi kaydığı pek belli değildi. Ama tam da o karışıklığın içinde tuhaf bir güzellik vardı.

Ben de fotoğrafçı refleksiyle dayanamadım tabii. O anı, olduğu gibi yakalamak istedim. Ne tam net, ne tam belirsiz; ne yalnızca yağmur, ne yalnızca Ankara gecesi…

Eve dönüşün, yorgunluğun, şehir telaşının ve camdaki damlaların ortak hâliydi bu:
Yağmur vururken cama…


Scroll to Top